Ahh Eski Erdek

Bugün anılarım depreşti çocukluğumdaki Erdek’i hatırladığım kadarıyla birazcık sizlere anlatacağım, çocukluğumda buraya yazın ve sömestr tatillerine rahmetli anneannem ve dedemin yanına gelirdik 60-70’li yıllarda.

Yaz sabahları kahvaltıdan sonra takunyacılar sokağında boyanıp satılan o süslü sepetlerden birine plaj havluları , güneş kremi gibi o gün kullanılacak malzemeler konur. Sonra o zamanki adını hatırlamıyorum Cumhuriyet meydanında varyoz çay bahçesinin önündeki küçük iskeleden üstü tenteli pırıl pırıl 15-20 kişilik bir motora binerdik kamplara doğru yola çıkardık .püfür püfür ben eğer önce başka kimse kapmadıysa motorun en ucuna baş üstüne oturup ayaklarımı denize uzatırdım. Zeytinli adanın etrafından dolaşıp dalgakıranın yanından dolaşarak kamplara doğru yol alırdık. O tarihlerde otellerin ve kampların olduğu sahil kapalıydı otellere , kamplara aitti sahil küçük küçük iskeleler vardı. İstanbul boğazındaki dilenci gezi gemisi gibi kamplara otellere giden yolcuları bırakarak yolumuza devam ederdik, o zamanların tek bina oteli Alevok oteldi Erdek’e gelen sanatçılar , tanınmış kişiler orda konaklarlardı geçerken imrenerek ve meraklı gözlerle oteli izlerdik.

Biz En sonda çuğra sahil bandının sonunda tahta köprüyü geçtikten sonra ikinci koyda incir altı denen yerde rahmetli Tikveşli Ahmet abinin yerine giderdik. Gelenlerin çoğu birbirini tanırdı tanımazsa bile kısa zamanda bir dostluk kurulurdu herkes güler yüzlü idi.

Plajda deniz ve güneş keyfi herkesin eşyası ortada kimsenin hiçbir eşyası kaybolmazdı.

Öğlen yemeklerinde tas kebabına bayılırdım o zamandan beri öyle tas kebabı yediğimi hatırlamıyorum. Bazen akşamları da kalırdık orada nefis balıklar, mangallar Mehtap eğlenceleri gezileri

Akşam üzeri motorlar gelir tekrar dönüş yoluna çıkılır. Akşam duş ve akşam yemeğinden sonra hemen dışarı çıkılır. Birde eskiden Erdek akşamları çok serin olurdu , kazak hırka almadan çıkamazdık ama gece yarısından sonra rüzgar durur insanın canı yatmak istemezdi.

Akşamları gençler Seyitgazi tepesinin altında eski anfi tiyatronun olduğu yerde disko bella aşağıda da disko pilsen vardı.oralarda eğlenirler. Boney M grubunun rasputin parçasını ilk disko bellada duymuştum İstanbul’a gittiğimde hemen 45’lik plağını almıştım hala unutamıyorum.

Bütün eğlence kurbağalı tarafındaydı.

Büyükler Çay bahçesinde oturur Anneannem yemekten hemen sonra daha sofra toplanırken beni gönderir sürekli gittiği çay bahçesi olan çay bire ben yer kapardım onlar bulaşıktan sonra gelirler ben gezmeye çıkardım.

Bizimkiler takunyacılar sokakta oturuyorlardı o sokakta sabaha kadar hareket bitmezdi . takunyacılar gece gündüz hanımların ayak ölçülerine göre özel süslü vernikli takunyalar yaparlardı . Sabaha kadar çekiç sesleri susmazdı. Ama kimsede rahatsız olmazdı. Hanımlar takunya ,sepet almadan beyler tuzlu balık Erdek- Avşa şarabı almadan gitmezlerdi.

Aslında bunların hepsi ayrı bir hikaye Erdek Eskiden Türkiye’nin en güzel tatil yerlerinden biriydi ama Akdeniz’e devlet yardımları fazla tutulunca Erdek yerinde saydı daha önceki yazımda da anlattığım gibi yatırım olmayınca birde Erdek turizm çeşidi seçiminide yapamayınca şimdi ahhh eski Erdek diyoruz bu saatte bu kadar yeter fazla siyasete dalıcaz yoksa…

Şimdilik hoşçakalın

Ben hala Erdek’i seviyorum 🙂

Gürcan KANAOĞLU

Diğer yazıları