Ya Marmarabirlik Olmasaydı?

YA MARMARABİRLİK OLMASAYDI?

Dalda zeytin

Heralde bu sorunun cevabını hepimiz çok kötü olurdu diye yanıtlıyoruzdur. Evet katılıyorum bizim için felaket olurdu. Marmarabirlik zeytincinin can damarı.

Peki ya gerçekten Marmarabirlik olmasaydı ne yapardık?

Marmarabirlik’in yeni üye almaması, kota uygulamaları, ödemelerin vadeli ve parçalı olması, 5 sene ortalaması gibi bazı uygulamalar çiftçinin elindeki mevcut zeytini nasıl değerlendireceği konusunda çiftçide kafa karışıklıklarına neden oluyor. Bu sıkıntılardan kurtulmanın yollarından bir tanesi zeytini çiftçinin kendisinin satması. Örneğin, Orhangazi’de, sizin zeytininizi alıp salamura depolarına koyduktan sonra zeytinin, suyu, tuzu, baskısı, olgunlaştırması gibi tüm aşamaları profesyonel bir şekilde bizzat yapan işletmeler var. Olgunlaşan bu tuzlu zeytin, bizim çiğ olarak kooperatife sattığımız fiyattan kilo başına 2-3 Lira daha yüksek fiyata tüccar tarafından alıcı buluyor. İşletmede tüm bakım işlemleri için kilo başına takriben 50 kuruş para alıyor. Orhangazi, Gemlik, Mudanya’da tüccar çok olduğu için oralarda satışı kolay oluyor. Hatta bu işlemin belirgin bir piyasası dahi var.

Diğer bir seçenek ise elimizdeki zeytini kendimizin tuzlayıp tüccar bulmak. Bunun içinde salamura tanklarına sahip olmamız gerekiyor. Tuzlama işini de başarılı yapabilmemiz gerekiyor. Eğer bu konularda yeterliysek tek sorun olgunlaşan zeytine tüccar bulmak kalıyor.

Bir alternatif de çiğ zeytin satın alan işletmelere zeytini satmak. Ancak bu seçenekte sıkıntı işletmenin zeytini kooperatifin yaklaşık 3-4 TL gibi altına satın alıyor olması. Artısıysa parayı nakit veriyor olması.

Son seçenek ise, zeytini yağ sıktırıp değerlendirmek. Bu en kötü seçenek çünkü bizim zeytinimiz sofralık zeytin olduğu için büyük boylardan çok zarar ederiz. Bu durum ancak çok baskın ve barem tutmayan yani ortalama 4-5 TL tutan zeytinimiz varsa mantıklı olur. Bu işlemde de kaliteli zeytinyağının müşterisini bulmak sorun olabilir.

Özetle, Marmarabirlik olmazsa hayat durmaz mutlaka bir yol bulunur. Ancak bugünkü kadar kolay, sağlam ve pratik olmayacağı da hiç şüphe götürmez…

Tahir Taner

Diğer yazıları